Asif Kapadia'nın yönettiği "Kenny Dalglish" belgeseli, Liverpool efsanesinin hayatını klasik bir başarı hikâyesinden ziyade, derin bir toplumsal portre olarak ele alıyor. Film, Dalglish'in Glasgow'un işçi mahallelerinden çıkıp Celtic'te parlamasını ve ardından 1977'de Kevin Keegan'ın yerini doldurmak üzere Liverpool'a transfer oluşunu anlatarak başlıyor. Ancak yapımı asıl farklı kılan nokta, Dalglish'in sadece sahadaki dehasına değil, 1989'daki Hillsborough felaketi sırasında ve sonrasında üstlendiği ağır sorumluluğa odaklanmasıdır. Kapadia, belgeselde güncel stüdyo röportajları yerine tamamen arşiv görüntülerini ve dış sesleri kullanarak izleyiciyi o dönemin atmosferine hapsediyor. Film, Dalglish'in oyuncu-menajer olarak kazandığı kupalardan çok, felaket sonrası her cenazeye katılarak bir şehri nasıl ayakta tuttuğunu ve bu süreçte yaşadığı psikolojik çöküşü detaylandırıyor. Belgeselin sonunda Dalglish, sadece futbol tarihinin en büyük yeteneklerinden biri olarak değil, dürüstlüğü ve dayanışmacı ruhuyla bir toplumu iyileştiren gerçek bir "halk kahramanı" olarak resmediliyor.