Erkeklerin madende çalışmak için başka şehirlere gitmesinden dolayı, köyde kalan kadınların ve çocukların sorumluluğu muhtar Adem'e bırakılmıştır. “Koruma” adı altında kurulan bu düzen, Gülsüm için gündelik bir baskıya dönüşür. Doğayla kurduğu güçlü bağ üzerinden kendi varoluşunu savunan Gülsüm, hem bedeni hem de hayatı üzerinde söz sahibi olma mücadelesi verir. Bu gerginlik zamanla psikolojik bir savaşa dönüşür; Gülsüm tam yenilgiyi kabul edecekken, öz benliği ona doğayı, toprağı ve kendi iç gücünü hatırlatır.